|
Şub 22
2011
|
|
Paramotora başlarken fotoğraf çekmek isteği öncelikli bir amacım olsa da, uzun bir süre boyunca İstanbul sahillerinde, diğer kanatları çekmenin dışına çıkamadım. Sebebi hem zaman sıkıntısı hem de tek başına bir yerlerde uçmanın tedirginliğini (ne zaman) aşmak gerektiğine karar veremememdi... Bu kısır döngüye aşmak için uygun bir hedef ararken kendimi Allianoi tartışmasını izlerken buldum. Sular altında kalması için karar- kalmaması için savaş verilen ve benim değil yerini, maalesef adını bile bilmediğim bu antik yapının üzerinde uçup, fotoğraflarını çekmek istediğimi fark ettim.
Planın içeriği basitti; uygun bir hafta sonu, iyi bir hava, eğer bulunabilirse yorulmayı göze alacak bir yol arkadaşı, paramotorum ve fotoğraf makinem... Karar verdiğim ilk hafta sonu tesadüfen bütün şartlar uygun görünüyordu.
Hava durumuna bakınca; benim limitlerime göre hava aralığını ki karasal bir bölgede bu “Sıfır rüzgar oluyor" cumartesi akşam üzeri olarak gösteriyordu. Cuma akşamı yola çıktık. Mümkün olduğunca çok “Mola noktası aylaklığı” yapıp cumartesi gündoğumunda Bursa Ulubat gölüne vardık. Orada başka bir yazı konusu olabilecek bir “Göl kıyısı uçuşu” yaptım ve yola devam ettik. Haritada kısa görünen ama öyle olmadığı bitmez virajlarda belli olan bir yola girip, “Acaba geç kalır mıyım” kaygısına kapılmak üzereyken; ıssız bir dağ yolunda, jandarma, köy halkı, kent halkı, slogan ve pankartlardan oluşan bir karmaşanı içine düşünce doğru yere geldiğimizi anladık.
Ortamdaki gerilime ve kalabalığa bakıp, “Şimdi uçarsam gereksiz ve fazla bir ilgi çekeceğim” diye düşünüp bir taraftan da uçuşa uygun bir alan var mı diye taramaya başladım. Üzeri sık ormanlarla kaplı tepelik bir bölgedeydim, var olan bütün yerler kalkış denemesi için fazla bir iyimserlik gerektiriyordu. Kapatılan bir asfalt yolun bir kısmının bu işe yaramasını ümit edip kalabalığın uzağında park ettiğimiz arabanın yanına oturup; hem kalabalığın dağılması hem de sıcağın ve rüzgarın azalmasını beklemeye karar verdim. Güzel güzel kalkış ve uçuş kaygıları içindeyken, sinirli bir jandarma ekibinin tepemize dikilip “Bu bölgeyi boşaltıyoruz, Bergama yönüne devam edin” demesiyle önce kaygılarımdan arındım. “Ama, gak, guk” pek işe yaramayınca uçuş planından bahsetmek aklımızdan geçti. Ama ortamdaki gerilimi düşününce bu açıklamadan sonra Bergama değil İzmir’e kadar bile yolu uzatabileceklerini fark edip sustuk.
Issız tepelerden geçerek geldiğimiz dağ yolumuza gayet kalabalık bir konvoy eşliğinde devam edip Bergama’ya kadar geldik. Arkamızdan yola barikat kuran Jandarma elbet güneş batmadan gider, diye düşündük ama gitmedi. Rüzgar, baş ağrısı, yabancı bir bölge, sıkışan bir zaman aralığı derken plan birden “Aman boş ver hadi gel köfte yiyelim”e döndü. Meteoroloji ertesi güne yağmur verdiğinden biz de “Çabuk pes etmekten” gocunmadığımızdan dönüş için karar verdik. Nasıl olsa Türkiye şartlarında bu iş bitmez Allianoi birkaç yıl daha kapatılamazdı, diye içim rahatlı
Bu başarısız denemenin üzerinden sadece 10 gün geçmişken Allionai’i kapatma çalışmalarının başladığı haberini aldım. Başarısız bir uçuş planı yetmezmiş gibi başarısız bir de ülke analizi yapmıştım. Başlanan bir işin yarım kalmasının yarattığı keyifsizlikle en iyi mücadele kesinlikle o işi bitirmek; başladığım bu işi bitirecektim. Ani bir kararla tekrar yola çıktım. İki hafta sonra bir cumartesi sabahı yine Allionai’deydim. Gece araba kullandığım için ben yorgundum ama hava mükemmeldi ve ortalık çok sakindi. Alana birkaç kilometre kala yollar kapatıldığından uzakta bir kalkış noktası aradım. Eğimli bir tarla bulup, sıfır rüzgarda, sabahın ağır ve nemli havasında bir türlü tepeme gelmeyen kanat yüzünden 3 başarısız deneme yapıp sonrasında nihayet kalkmayı başardım. Sırasıyla yoldan geçenler, tarlada çalışanlar, antik alanın görevlileri ve alanda çalışan tarafından şaşkınlıkla izlendiğimi biliyordum. Sabahın 8’inde “tor tor tor” şeklinde uçan bu nesne güne ait bir standart değildi nede olsa.
Yılların sabrı ve alın teriyle kazılan Antik Ilıca, kamyonlarla ve kürklerle kapatılıyordu ve ben de büyük bir şans tam zamanında buna şahit olup, belgeliyordum. Alanın üzerinden her geçişimde el sallayan işçiler el sallamayı bırakınca, sıkıldıklarını anladım. Amacımı gerçekleştirmiş; yeterince fotoğraf çekmiştim zaten. 1-2 saat daha yetecek yakıtım vardı. Bu uçuş ziyafetini abartmak için yakın köylere doğru uzadım…










