Bahadır Gürer, tesadüfi bir şekilde Vecihi Hürkuş’la (anılarıyla) yolları kesişen bir avukat. Havacılıkla hiç ilgisi olmasa bile, bu tanışıklıkta ortaya çıkan ihmal, sorumsuzluk ve vefasızlıklara tepki duyup; kendini bu değerli insanın doğru tanınması için vakfetmiş bir beyefendi. Kendisini tanımak, girdiği bu yolun kendi gözünden nasıl göründüğünü anlamak için, her biri tarihin tanıklığına işaret eden fotoğraf ve uçak maketleriyle dolu Kadıköy’deki TAYYARECİ VECİHİ HÜRKUŞ MÜZESİ DERNEĞİ’ nde buluştuk.

-Vecihi Hürkuş Derneği haricinde havacılıkla ilginiz nedir?
-Aldığım nefesten başka havacılıkla bir ilgim yok aslında ama Vecihi Bey’i (ismini) tanıdıktan sonra bu konuda duyarsız kalmamak, yapılabilecekleri düşünüp yapmaya çalışmak en güzeli diye düşündüm.
Başlangıç olarak ben de Vecihi Bey’i tanımıyordum. Ama annemin babamın vefatından sonra onların evdeki fotoğrafları tarayıp; yeğenlere, çocuklara, torunlara bir şeyler bırakabilmek için çalışıyordum. Bu çalışma sırasında bilgisayarımı, tarayıcımı alıp İskenderun’da yaşayan amcam Mehmet Gürbüz Gürer’in yanına gittim. Ondaki fotoğrafları, belgeleri de taramaya başladım. Amcamın fotoğrafları arasında daktilo edilmiş, iki kopya halinde pelür kağıttan metinler buldum. Merak edip sorduğumda amcam, “Sorma, ben 6–7 yaşlarında bir çocuktum, Vecihi Hürkuş’un hangarına yakın bir evde oturuyorduk. Bulduğum her fırsatta hangara giderdim. Ufak tefek, sarışın ve meraklı olduğum için de Vecihi Hürkuş bana ‘Japon’ derdi. Hatta bazen beni kapıya nöbetçi diker, mahallenin çocuklarını göz kulak olma görevi verirdi… Yıllar sonra Adana’da ve İskenderun’da tekrar karşılaşmıştık kendisiyle. Hatta beni ‘Japon’ diye hatırlamıştı” diye anlattı. Amcam çok sonraları, 1975-76 gibi, “Acaba Vecihi Hürkuş hakkında ne bulurum?” merakıyla, İskenderun’daki dört kütüphaneyi dolaşmış. Tabii hiçbir şey bulamamış! Bunu çok büyük bir vefasızlık, tarihe saygısızlık sayıp; onun verdiği üzüntüyle (o pelür kağıtlara) aklında kalanları, hatırlayabildiği kadarıyla daktilo etmeye karar vermiş. Yazarken hiç bir kaynaktan yararlanmamış ki zaten bulamamış. Sadece kendi tanık olduğu olayları ve o dönemde bir destan gibi anlatıldığı için hatırladığı “Vecihi Bey’in esaretten kaçış efsanesini” şaşırtacak kadar küçük detaylarıyla yazmış.
-Hangi yıl?
-Benim bunları öğrenmem 2005 yılında oldu. Konu ilgimi çekmişti, izin isteyip iki kopyadan birini aldım. Çocuklarımın yardımıyla bunları bilgisayara geçirdik. Ticari bir amaç için değil; amcam dostlarına hediye etsin diye, jest yapıp küçük bir kitap bastırdım. O kitaplardan 70-80 tane kadarını Yeşilköy Havacılık Müzesine götürüp; ilgilenen, soran olursa hediye edebilirsiniz diyerek, görevlilere teslim ettim. Oradaki kitaplardan birisi Vecihi Bey’in kızı Gönül Hanım’a götürülmüş-ulaşmış. Gönül Hanım, Vecihi Bey’in en büyük kızı. Anıların geçtiği tarihte babasından ayrı annesi ile yaşadığından o dönemi çok bilmiyor ve merak ediyormuş. Dolayısıyla kitap çok ilgisini çekmiş. Ben de o vasıta ile kendisiyle tanışma imkanı buldum.
-Hürkuş Ailesi ile daha önceden bir tanışıklığınız olduğunu düşünmüştüm ama anlaşılan her şey hoş tesadüflerle şekillenmiş?
-Evet, kesinlikle. Sonradan öğrendim ki, benim bütün ailem o anıların yaşandığı, köşesinde o hangarın bulunduğu sokakta yaşamış. O da ilginç geldi. Sonra kitabın Gönül Hanım’a gitmesi, tanışmamız birçok şeyi, daha yakından öğrenmemizi sağladı. Amcamın notlarını kitaplaştırırken bazı kelimelerini düzetmeye kalktım. Baktım ki yanlış bir şey yapıyorum. Amcam onları kendi çocukluk hatıralarıyla yazmış ve öyle kalması gerekiyordu. Tanıştıktan sonra gördük ki, Gönül Hanım her şeyiyle babası için yaşıyor. Hatıralarını paylaşmak ve babasının doğru tanıtılması için çalışıyor. Biz de: “Gönül Hanım, Siz artık bir şey yapmamalısınız! Toplum yapmalı. Siz sadece bunun keyfini, mutluluğunu yaşamalısınız. Onun anılarını paylaşmak, idealleri tanıtmak, bu toplumda herkese düşen bir görev” dedik. O aşamadan sonra da Gönül Hanımla çalışmaya başladık. Ve 29 Kasım 2007’de Vecihi Hürkuş Derneği’ni kurduk.
-Vecihi Bey’in Kızları’nın kurduğu bir dernek mi?
-Vecihi Bey’in kızları derneğimizin onursal üyeleri. En büyük destekcilerimiz. Her türlü konuda onlardan yardım alıyoruz. Gerek dokümanları edinmek, gerekse dokümanları anlamakta… Özellikle Gönül Hanım’ın çok iyi bir hafızası var. Uzun yıllar babasıyla birlikte yaşadığı için pek çok konuda ona danışıyoruz Mümkün olduğunca onunla yaptığımız sohbetleri kayda alıyoruz. Çünkü; kişileri, yerleri, tarihleri çok berrak hatırlıyor. 20 civarında dernek üyemiz var ama biz asıl gücümüzü Vecihi Hürkuş Dostlarından ve hayranlarından alıyoruz. Bir internet sitemiz (http://www.tayyarecivecihi.com), Facebook’da bir hayran sayfamız (Tayyareci Vecihi Hürkuş - Vecihi Hürkus) var. Bunlar aracılığıyla da paylaşımlarımızı yürütüyoruz.

-Gönül Hanım’ın hatırladıklarından bahsettiniz. Kendisinin anılarını derlediği bir çalışması var mıydı yoksa aklında kalan aile hatıralarına mı sahipti?
-Biz tanışmadan önce kardeşi Sevim Hanım’la beraber 2000 yılında, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkardıkları “Bir Tayyarecinin Anıları” kitabını hazırlamışlardı. O kitabın 1’nci bölümü zaten; Vecihi Bey’in 1942 yılında çıkardığı kitaptır. 2’nci bölümü de yine kendisinin yazdığı, ama yeğeni Eribe’nin vefatına geldiği 1936 yılında yazmayı bıraktığı anılarından oluşur. Sonraki yıların boşluğu kızları tarafından birtakım belgeler konarak tamamlanmıştır. Biz dernek olarak 2008 yılında Vecihi Bey’in o ilk kitabını yeniden bastırdık. İçeriğine dokunmadık. Sadece 38 adet yeni fotoğrafla, 177 adet dipnot ekleyip; Vecihi Bey’in anlattıklarıyla tarihi belgeler arasında bir bağ kurulmasını sağladık. Bu bizim ilk kitabımız. Hedefimiz 10 kitap çıkarabilmek. Bu 10 kitaplık içerik haricinde ayrıca başka kitap olabilecek konularımız da var. Onları da ayrıca değerlendirmeyi düşünüyoruz.
-Kitaplara ilgi konusunda ümit ve beklentiniz nedir?
-Yayınladığımız, yayınlamayı planladığımız her kitap bizim için bir “tuğla” demek. Çünkü bir müze hayalimiz, idealimiz var. Her kitabın getireceği gelir de bu müzenin oluşması için bir tuğla olacak. Kitaplarımız kitapçılarda yok çünkü; kitapçıların hakkı olan bedelleri ödemek imkanına sahip değiliz. Kitap tanıtımını; fuarlar, sergiler ve organizasyonlara katılarak kendi elimizle yapıyoruz. İnternet ve telefonla yapılan isteklerle de bağış karşılığı gönderebiliyoruz. Fatura ve muhasebe işlemleri gerektirmemesi için kitaplarımız sadece bağış karşılığında veriliyor. Bağışlar için; Türkiye İş Bankası Kadıköy Şubesi (1187), 146304 numaralı hesabımız var. (İBAN: TR210006400000111871460304)
-Müze ne zaman için planlanan bir program?
- Müzecilik uzun ve dikenli bir yol. Bu yola çıkarken öncelikle kızlarından aldığımız destek var. Vecihi Hürkuş dostları, hayranları ve hatta âşıkları da bu yolda bizimle beraber. Yani bu güçle yola çıkıyoruz. Müze bir gün bu olacak, ama o günün hangi gün olacağını bilmiyoruz. Hayalimiz öncelikle; kaynaklara ulaşılabilecek bir elektronik müze. Ama asıl amacımız Vecihi Hürkuş uçaklarının da yer aldığı “müzeyi” yapabilmek. Müzeciliğin mekan ve parasal açıdan çok zor bir iş olduğunu biliyoruz ama zor olmasının yola çıkmaya engel olmadığına inanıyoruz.
Yeri gelmişken bir kaç önemli konuyu söylemek istiyorum:
Fotoğraflar, gazete kupürleri, yazılar zaman içinde elde edilebilir, derlenebilir. Bizim için en önemli görev, tanıklardan Vecihi Hürkuş’u dinlemek, görüntülemek ve arşivlemek. Geçen her gün bu konuda bizi biraz daha fakirleştiriyor. Bu güne kadar yaklaşık on büyüğümüzle görüşme yapıp kayıt altına almaya çalıştık. Hala ulaşamadığımız ve bilmediğimiz büyüklerimiz, canlı tanıklar var. Hepimiz tarih önünde sorumlu olmamak için en basit cihazlarla da olsa bu değerleri derhal kayda alalım ve bir merkezde toplayalım. Yarın çok geç olabilir.
Vecihi Hürkuş’la ilgili, bizim sahip olduğumuz kadar, bizde olmayan belge, bilgi ve kaynaklar da var. Bu kaynakların kaybolup gitmemesi için, bir bilgi bankası oluşmak ve zamanı geldiğinde de bunlara müzede yer verebilmek için; bunlara sahip olanların en azından ellerinde ne olduğunu bir şekilde bize bildirmelerini istiyoruz. Ve hatta; bir taramasını, fotokopisini, bilgisini bize göndermelerini çok daha iyi olur.
Ayrıca, Vecihi Bey’le ilgili zaman zaman Gönül Hanım’dan ödünç alınmış belgeler, bilgiler, dokümanlar var. Ama bunlar ihmal, unutkanlık veya bilerek(!) geri dönmüyor. Bunların bize kesinlikle dönmesini istiyoruz. Bunlar önemli eksikler ve bir yerlerde ziyan olmasını kesinlikle istemiyoruz. Duyurulur(!)

-Tekrar müze projesi ile ilgili sormak istiyorum, Vecihi Bey’in yaptığı uçaklardan hiç iz var mı?
-Uçakların planları var. Özellikle VECİHİ XV’in planları var. VECİHİ XIV’ün de planları var ama başka ellerde ve o ellerini çok sıkı tutup bunu paylaşmaya hiç yanaşmıyorlar(!). Ama gün gelip bunu paylaşmaya ikna olacaklar diye düşünüyoruz. VECİHİ K-VI, tek bir uçuşu olan (15 dk) Türkiye’nin ilk uçağıdır. Kendisine yasaklandıktan sonra Vecihi Bey bu uçağın korunması, kapalı bir yerde saklanması için çok mücadele veriyor. Ama bütün bu ricalar “muvafık” bulunmuyor ve bu uçak çürümeye terk ediliyor. Hâl bu ki birazcık çabayla o uçak halen var olabilirdi. İnşallah onu da yapacağız. THK zamanında kullanılan diğer uçaklar Kurum bünyesinde kaybolmuşlar. Bir tek Vecihi Bey’in kullandığı son uçak “TC-ERK” Yeşilköy Havacılık Müzesinde biraz aranarak(!) bulunabilir.
-Biraz sizin hakkınızda konuşacak olursak; avukatsınız, Vecihi Hürkuş’u tanıdıktan sonra vaktinizin ne kadarı işinize kalıyor ne kadarı dernekle geçiyor?
-“Zaman kullanma manasında” bunu söylemek ve bunun hesabını yapmak olmaz. Benim Vecihi Hürkuş ilgim, bir “havacı” ilgisinden daha çok, Vecihi Hürkuş merkezli “bir bilgi merkezi” oluşturmaya yönelik. Vecihi Hürkuş hayatının son yıllarını büyük maddi sıkıntılar içinde geçirmiş. Hatta VATANA HİZMET TERTİBİNDEN bağlanan aylığına bile haciz konmuş bir insan. Davalar, icra takipleri, hacizlerle uğraşmak zorunda kalmış. Bir dönem, avukatlar yardımıyla kendini savunmuş ama bu kişiler de bir yerden sonra kendi hayatlarının derdine düşüp, özür dileyerek ayrılmışlar. Yalnız kalan Vecihi Bey’in bir sürü davada, davalı olduğunu, davacı olduğunu; ticaret mahkemelerinde,Yargıtay’da kendini savunduğunu görüyoruz. Şunu söylemek istiyorum; Ben Vecihi Bey’in uçakları kadar, “daktilosunu” da merak ediyorum. Çünkü o daktiloyu o kadar maharetli kullanmış ki; ticaret mahkemesi kararlarının bozulmasını sağlamış. O daktiloyla çok etkili savunmalar yazmış, Yargıtay’da başarılar kazanmış. Yani ben, havacılıkla ilgim olmasa dahi, hukuka bu yatkınlığından dolayı onunla kendimi meslektaş sayıyorum.
-Vecihi Hürkuş yaşadığı dönemde pek çok kurumun içinde yer almış ve aynı kurumlarla sorunlar yaşamış görünüyor. Bu yolu aydınlatmaya çalışırken sizin kurumlarla aranız nasıl?
-Vecihi Bey anılarında bize bıraktığı: “Ben bunları kimseyi şikayet etmek ve kötülemek için yazmıyorum. Bunlar, benim başımdan geçti, dilerim ki başka kimsenin başından geçmesin diye, yazıyorum” mirası vardır. Bizim de hiçbir kurumla bir ihtilafımız yok. O dönemin bürokratik yapıları, o dönemin kurumlarından kaynaklanan sorunlar, o dönemde kalmış sorunlar, diye düşünüyoruz. Şunu anlamak lazım; uçak, o zamanlar bir savaş makinesiydi. Böyle bir savaş makinesini yapmak, uçurmak ve onunla oynar gibi yaşamak… Bunu herkesin anlayabilmesini beklemek doğru olmaz(!)
Vecihi Hürkuş bugün de pırıl pırıl parlıyorsa, ilkeleri halen ışık saçıyorsa, biz bunu gençlere duyurmanın önemli olduğuna inanıyoruz. Mutlaka Vecihi Hürkuş’un da eksikleri, hataları vardı. Ama Vecihi Hürkuş’un onda birine sahip insanlar, diğer ülkelerde, ülkelerinin onlara kanat germesiyle ışık saçıp, yol gösterici oldular. Büyük şirketler böyle doğdu. Havacılıkta önemli başarılar böyle kazanıldı. Maalesef Vecihi Bey için bunları söyleyemiyoruz. Eğer söyleyebiliyor olsaydık, bugün bambaşka bir havacılık sanayimizden söz ediyor, değişik başarılarla gurur duyuyor olurduk.
Ama yanlışlar, hatalı kararlar, engellemelerle bunlar yapılamadı. Sebep neydi diye soracak olursak: O dönemde dış etkenlerin baskısıyla yapılan ekonomik değerlendirmelerin “ulusal” değerlere uzak olması diyebiliriz.

-Peki Vecihi Bey bugün gelip, aynı enerjisi aynı inancıyla bu havacılık macerasına tekrar başlasaydı, sizce bu sorunları yine yaşar mıydı? Evet veya hayır diye de cevap verebilirsiniz(!)
-…Yani “yaşardı” diye düşünüyorum. Bu konuda bir ufuk belirtmek, bir devlet politikası oluşturmak sanıyorum en önemli nokta. Şu da olabilir; belki bugün geçmişte oluşmuş olan bir politikanın devamını yaşıyoruzdur, bunu da kabul etmek mümkün. Eğer böyleyse bu politikayla Türk havacılığının, Türk sivil havacılığının gelişmesi tesadüflere, iyi niyet kırıntılarına bağlı demek, yanlış olmaz sanırım.
Vecihi Bey’in örnekleri çok öğretici:
Vecihi Bey’ 1930’da yaptığı uçağına (VECİHİ XIV) Türkiye’den sertifika verilmediği için bu sertifikayı, uçağı trenle götürüp Çekoslovakya’da Prag’da alıyor. Yine 1933 yılında yaptığı VECİHİ XV Uçağına, Türkiye’de önce uçabilir sertifikası veriliyor, bir süre sonra verilen sertifika iptal ediliyor. Bunun Üzerine Vecihi Bey, Atatürk’e yazdığı bir mektupta: “Ben yine uçağım için yurtdışından sertifika alırım ama ülkemin ikinci bir defa bu ayıbı yaşamasına gönlüm razı değil” mealinde serzenişte bulunuyor.
Vecihi Bey hayatı boyunca; iyi-kötü-iyi olaylarla örülmüş, iç içe gelen “sarmallar” yaşıyor. Hayal kırıklıkları ve başarıları hep beraber yaşamış. Düşünün; bir uçak yapıyorsunuz ve o uçak Türkiye’nin ilk uçağı (VECHİ K-VI) Onunla uçuyorsunuz. Yere inince arkadaşlarınız tebrik ediyor, kurban kesiliyor. Yani bu onurun ve başarının mutluğunu yaşıyorsunuz. Ama o günün akşamı hapis cezası ve maaş kesintisi cezası geliyor.
Yine bir uçak yapıyorsunuz ve o uçakla uçarak Ankara’ya gidiyorsunuz (1930-VECİHİ XIV) Bu başarının taktirini beklerken. “Sen nasıl kendi yaptığın uçakla İstanbul’dan uçarak gelirsin? Hani izin, hani sertifika” denip, Vecihi Hürkuş’un tekrar uçurmaması için uçağının başına nöbetçiler konuyor. Uçağını ağlaya ağlaya söküp, tren vagonuna yükleyip, uçarak geldiği yollardan trenle geri dönüp sertifika almak için Çekoslovakya’ya götürüyor. Memleketinden trenle gönderilip uluslar arası sertifikasını aldıktan sonra Avrupa hava sahasından uçarak memleketine geri geliyor.
Uçak mühendisi olmak için ülkesi Almanya’ya gönderiyor. Orada iki yıl eğitim görüp “mühendis” diplomasıyla geri geliyor. Belgenin onaylanmasını beklerken, “2 yılda mühendis mi olunurmuş” diye bu belge kabul edilmiyor. Danıştay’da dava açıp, mahkeme kararıyla haklı çıkıyor. Sonuç: “Bunu yapan sen misin? O zaman çalışmalarına Van’da devam et” oluyor. Kaç uçak mühendisin var ve Van’da havacılık adına yapılan nedir? Hiç…
-Peki kurumlardan yardım ve destek gördükleriniz var mı?
-Mutluluk verici bir şekilde TAI’den destek görüyoruz. TAI, kendi tasarladığı ve 2012’de dünya pazarına çıkacak bir uçağa, Vecihi Hürkuş anısına “HÜRKUŞ” adını vermiştir. Yine TAI’nin bir ağaçlandırma faaliyetiyle oluşturduğu VECİHİ HÜRKUŞ ORMANI vardır. İlk hazırladığımız kitabın hayat bulması; kâğıt ve baskı masraflarını üstlenen TAI sayesindedir. Kurumlar (TEKSAN, BADYA), kişiler, Vecihi Hürkuş Dostları, Yazılı ve Görsel Basın artan bir ilgi ile Vecihi Hürkuş için çalışmalar yapıyor ya da destek veriyor.
THK’nın da pek çok şubesiyle iletişim halindeyiz. Özellikle Bakırköy Şubesi, organizasyonlarına, katılımcı ya da konuk olarak bizi davet ediyorlar.
-Yaptığınız etkinlikler ve Programlı etkinlikleriniz var mı?
ETKİNLİKLERİMİZ:
16.07.2007 VECİHİ HÜRKUŞ ve ŞEHİT ERİBE KABRİNİ ZİYARET- CEBECİ ANKARA
29.11.2007 TAYYARECİ VECİHİ HÜRKUŞ MÜZESİ DERNEK KURULUŞU ve GÖNÜL HÜRKUŞ ŞARMAN ONURSAL ÜYELİĞİ – KADIKÖY İSTANBUL
28.01.2008 İLK TÜRK UÇAĞI VECİHİ K-VI İLK VE TEK UÇUŞ YILDÖNÜMÜ, SERGİ, KONFERANS, FİLM, - CKM İSTANBUL
06.03.2008 VECİHİ HÜRKUŞ TANITIM PROGRAMI, SERGİ VE KONFERANS -TAİ/TUSAŞ ANKARA
07.03.2008 ODTÜ HAVACILIK VE UZAY MÜHENDİSLİĞİ HÜRKUŞ TANITIM PROGRAMI, SERGİ, KONFERANS -ANKARA
08.03.2008 VECİHİ HÜRKUŞ ve ŞEHİT ERİBE KABRİNİ ZİYARETİ – CEBECİ ANKARA
09.04.2008 BADYA SOSYAL SORUMLULUK PROJESİ, FOTOĞRAF SERGİSİ- TUYAP İSTANBUL
15.04.2008 İLK TÜRK UÇAĞI VECİHİ K-VI, İLK SİVİL TÜRK UÇAĞI VECİHİ XIV, İSMET TAYYARESİ VE DERNEK TANITIM BROŞÜRLERİMİZ BASILDI
26.04. / 07.05.2008 VECİHİ HÜRKUŞ TANITIM /TÜRKİYE PİLOTLAR GÜNÜ / VECİHİ SİVİL TAYYARE MEKTEBİ KURULUŞ YILDÖNÜMÜ SERGİ VE VİDEO FİLM GÖSTERİMİ -TEPE NAUTİLUS İSTANBUL
10.06.2008 İLK KİTABIMIZ “VECİHİ HAVALARDA” YAYINLANDI
10.06.2008 İKİNCİ KİTABIMIZ “VECİHİ HÜRKUŞ GÖKLERİN KORKUSUZ ADAMI” YAYINLANDI.
12–15.06.2008 AIREX HAVACILIK FUARI- VECİHİ HÜRKUŞ STANDI –YEŞİLKÖY İSTANBUL
16.07.2008 VECİHİ HÜRKUŞ ve ŞEHİT ERİBE KABRİNİ ZİYARET – CEBECİ ANKARA
16.09.2008 VECİHİ XIV İLK UÇUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLAMASI, SERGİ, VİDEO FİLM, KONFERANS, SÖYLEŞİ – KADIKÖY İSTANBUL
28.01.2009 İLK TÜRK UÇAĞI VECİHİ K-VI İLK VE TEK UÇUŞ YILDÖNÜMÜ, SERGİ, FİLM, KONFERANS - EBSO İZMİR.
14.03.2009 KADIKÖY’LÜ YAZARLAR, KADIKÖYÜ YAZANLAR KİTAP FUARI, VECİHİ HÜRKUŞ STANDI KİTAP BROŞÜR TANITIM –CKM KADIKÖY İSTANBUL
31.03.2009 İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ TÜRK HAVACILIĞI TOPLANTISI SERGİ, FİLM, KONFERANS (TÜRK HAVA KURUMU BAKIRKÖY ŞUBESİ DAVETİ İLE) – İSTANBUL
16.05.2009 ÜMİTKÖY ÖZEL YETENEKLİLER OKULU VECİHİ HÜRKUŞ TANITIM PROGRAMI, KONFERANS, SÖYLEŞİ, FİLM – ÜMİTKÖY ANKARA
16.07.2009 40. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE VECİHİ HÜRKUŞ’U ANMA TOPLANTI VE TÖRENİ (TAI İLE) – CEBECİ ANKARA
28.01.2010 İLK TÜRK UÇAĞI İLK UÇUŞUN 85. YILDÖNÜMÜ ÖZEL KİŞİSEL PUL ÇIKARTILDI.
13.03.2010 KADIKÖY’LÜ YAZARLAR, KADIKÖYÜ YAZANLAR KİTAP FUARI, VECİHİ HÜRKUŞ STANDI KİTAP BROŞÜR TANITIM –CKM KADIKÖY İSTANBUL
SÜRDÜRÜLEN VE PLANLANAN ÇALIŞMALAR:
• VECİHİ HÜRKUŞ’U TANIMIZ OLANLARLA SÖYLEŞİ VE KAYIT.
• VECİHİ HÜRKUŞ’UN OSMANLI TÜRKÇESİ İLE NOTLARININ ÇEVİRİSİ,
• TARAMA, DERLEME VE ARŞİV GELİŞTİRME,
• MÜZE KİTAPLIĞI OLUŞTURMA,
• SEKİZ KİTAP İÇİN DERLEME VE YAZIM ÇALIŞMALARI,
• 2010, VECİHİ XIV UÇAĞININ İLK UÇUŞUNUN 80. YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE FİLM HAZIRLIĞI, ÖZEL PUL ÇIKARTILMASI VE ANMA ETKİNLİĞİ PLANLANMASI
• İSTİKLAL SAVAŞINDA İLK UÇUŞUN 90. YILDÖNÜMÜ İÇİN VECİHİ HÜRKUŞ ÖZEL PULU ÇIKARTILMASI,
• OKULLARDA KONFERANS VE SERGİLER,
• VECİHİ HÜRKUŞ ESERLERİNİN MODELLERİNİN TAMAMLANMASI,
• GÖRSEL VE YAZILI BASINDA TANITIM ÇALIŞMALARIMIZ.
-Çalışmalarınız sayesinde, vefasızca kapanmış bir kapıyı araladığınız ve bu değerli insanın ışığıyla yolumuzun aydınlanmasını sağladığınız için, kendi adıma teşekkür ederim.
