|

-XC TURKEY PARAGLIDING CUP AND CULTURAL TOUR yamaç paraşütü merkezli bir etkinlik. Ama paraşütleri alıp bir tepeden uçmaktan öte; kültür ve ülke tanıtımları için detaylar yerleştirilmiş biraz alışılmışın dışında bir yönü var. Bu fikir, bu proje nasıl oluştu? -Öncelikle yamaç paraşütü benim için bir yaşam tarzı. XC TURKEY yedi yıldır düşünüp, iki yıldır da üzerinde çalıştığım bir proje. Ama bu proje nasıl tasarlandı, yamaç paraşütünün benim için ne ifade ettiği ve bu fikri nasıl şekillendiğini anlatabilmem için bu sporla tanıştığım 2002-2003 yılından itibaren uçma konusundaki serüvenimi anlatmam lazım. Spor olarak çocukluğumdan beri kayak yapan birisiyim. Sonrasında da dalışa merak sarıp İstanbul’da dalışa başladım. Saroz’da eğitim falan derken, Kaş’ın Türkiye’deki en iyi dalış noktalarından birisi olduğunu öğrendim. 2002 yazı veya ekim ayıydı eşimle beraber Kaş’a dalışa gittik. Kanyon denen bir bölgeye dalışa gitmiş, faaliyet sonrasında geri dönüyorduk; havada spiral yapan bir yamaç paraşütü gördüm. Çok hoşuma gitti ve “Tamam benim yapacağım spor budur” dedim. Hemen orada nasıl öğrenirimi araştırmaya başladım ve öylece yamaç paraşütü maceram başladı. -O yıllarda Kaş’ta yamaç paraşütü yaygın olarak yapılıyor muydu? -Üç firma vardı, bunlar tandem uçuşları yaptırıyordu. Aynı zamanda serbest uçucular gelip single uçuşlar yapabiliyordu. İşte bu ortamda daha çok Kaş’da olmak üzere uçmaya başladım. Kaş’ın hem dalış hem de yamaç paraşütü için çok uygun bir yer olması yaşantımı İstanbul’dan yarı zamanlı oraya kaydırmama sebep oldu. Önce bir ev kiraladım sonra da satın alarak Kaş’a yerleştim. Ama yamaç paraşütü öğrenme sürecim sadece Kaş’la sınırlı olmadı, ilerleyen zamanda bazen tek bir manevrayı öğrenmek veya SIV yapmak için Alplere gittiğim orada uçuşlar yaptığım da çok oldu. Bu süreçte yamaç paraşütü gitgide benim için bir spordan bir hobiden öte bir yaşam tarzı olmaya başladı. Gittikçe daha fazla içine çekildiğim bu dönemde yamaç paraşütüne- uçmaya karşı çevremde ve ülkemde ciddi önyargılar olduğunu da fark ettim. İnsanlarla bir aktiviteyi paylaşıyorsunuz, örneğin “Kayak” diyorsunuz “A ne güzel” tepkisi alıyorsunuz. “Dalış” diyorsunuz yine benzer bir tepki alıyorsunuz. Ama “Yamaç paraşütüyle uçuyorum” dediğinizde bambaşka, kaygılı korkulu bir tepki alıyorsunuz. Basit bir karşılaştırma olarak örneğin; dalış yapmak, kuralların birazcık göz ardı edilmesiyle yamaç paraşütünden çok çok daha tehlikeli sonuçlar doğuracak bir spor dalıdır. -Uçmaya duyulan tepki, “Ayağın yerden kesilmesi” gibi, insan doğasına ait olmayan bir duruma duyulan tepki mi? -Aslında ne olduğunu bilmemekten kaynaklanan bir korku ve önyargı daha çok. Kalkışın, uçuşun, inişin bir mantığı bir terminolojisi olduğunu bilmeyen insan bu sporu korkutucu ve tehlikeli buluyor. O yüzden ben ve benim gibi uçan bütün arkadaşların bir misyonu var. Nedir bu misyon? Bu bilgi eksikliğini her fırsatta gidermeye çalışmak. İnsanlara “Evet bu işin de kuralları, olmazsa olmazları var, eğer bunlara uygun yapılırsa bu spor tehlikeli bir spor değildir” i anlatmak gerekiyor. 
-Bu önyargılar kendi uçuş hayatınıza başlarken veya bu projeyi oluştururken sizin önünüze de bir sorun olarak çıktı mı? -Benim başlamam veya devam etmem açısından bir engel olmadı. Ama içinde bulunduğunuz ortamın gelişmesini etkileyen (olumsuz yönden) bir olgu sonuçta. Bu da ister istemez bu işi yapan herkesi ve dolayısıyla beni de etkiliyor. Yamaç paraşütünü uçarken gördüm ben de yapmak istedim; okudum, araştırdım bu sporun bana göre bir spor olduğuna karar verip öyle başladım. Başladığımdan bu güne, hiç ara vermeden, ortam şartları ve zamanımın izin verdiği her koşulda, güvenli bir şekilde bu güne kadar ara vermeksizin uçuyorum. -Bu sporun veya hobinin hak ettiği yere gelmesi önünde en önemli engel önyargılar mı? -MARQUIS DE SADE şöyle bir tarif yapar: Diyelim üzerimizde bir elbise var ki bu bizim karakterimiz ve biz bundan çok memnunuz. Ama dışarıdan birileri bunun bize uymadığını, bunu değiştirmemiz gerektiğine inanıyor. Bundan etkilenip size çok rahat gelen elbisenizi küçüğü veya büyüğü, yani size uygun olmayanıyla değiştiriyoruz… Siz artık o kendinden memnun olaninsan değilsinizdir. Yamaç paraşütünde de buna benzer bir durum var: Bildiğimiz ve bildiğimiz için memnun olduğumuz bu giysiyi diğer insanlar bilmiyor ve önyargılı yüzünden değiştirmeye onlara göre güvenli bir şeylere çevirmeye çalışıyorlar. Bu önyargıları ortadan kaldırıp “hayır bu güzel ve güvenliyi” nasıl anlatacağız? Sürekli doğrusunu anlatarak tabi… Bu iş tehlikeli olabilecek bir iş evet, ama kuralları, olmazsa olmazları var. Eğer kurallara uyulursa bu işin çok güzel yapılabileceğini, hatta Türkiye’nin yamaç paraşütü konusunda bir cennet olduğunu, mümkün olan her fırsatta anlatmamız gerekiyor. Bunu, önyargılarını yıkmak için öncelikle kendi insanımıza anlatmalıyız, sonrasında da Türkiye’nin bu konu için güçlü bir potansiyeli olduğunu yurtdışına anlatıp yamaç paraşütü aktivitelerini “Türkiye’nin kazancına nasıl çevirebiliriz” için çalışmalıyız. İşte XC TURKEY’de böyle bir fikir alt yapısından ortaya çıktı. Bu proje için yaklaşık 2 yıldır Konya, Karaman ve devamında belli bir bölge seçip bu bölgede 3 veya 4 den daha az olmamak şartıyla paraşüt için kullanılacak kalkış alanları saptamak ve bunları hayata geçirmek için uğraşıyorum.

-Bu proje Türk insanına yamaç paraşütünü, gelen yabancı sporcular da Türkiye’nin güzelliklerini tanıması, yani iki yönlü bir iletişim düşüncesiyle mi üretildi? -Tabi o da var ama XC TURKEY’de temel olarak hedeflediğimiz şey; yamaç paraşütünün deniz- kum-güneş dışında Türkiye’de önemli ve ciddi bir turizm alternatifi olabileceğini anlatmak. Barındırdığı potansiyelleri düşününce yurtdışındaki insanlar için Türkiye’nin bilinenler dışında zenginliklerini de bulup sunmamız gerekiyor. Dağ bisikleti, hiking, treking vb outdoor sporları, sporcuları da aslında bizi izleyip, takip ediyorlar. İşte bu yüzden yapabileceğimizin en iyisini ve bu aktiviteleri doğru ve güvenli yapmalıyız. Yapılanlar tek bir yılla sınırlı olmamalı. Her yıl devam edip, içeriği gelişip zenginleşip daha da büyümeli… Bu amaçları gözeterek XC TURKEY’e ülkemizin dinamiklerine katkı sağlayacak; o bölgenin pilotlarını, diğer şehirlerimizin pilotlarını, aynı zamanda her biri birer fahri turizm elçileri sayabileceğimiz yabancı ülke pilotlarını ve doğa sporcularını Dünyanın farklı ülkelerinden katılımcışları davet ediyoruz, davet edeceğiz… Çerçeveyi böyle tutunca 2010 için adına da “XC TURKEY PARAGLIDING CUP AND CULTURAL TOUR” dedik. "CUP" tabiki merkezinde bir yarışma olduğunu gösteriyor. Bu yarışmanın yapılabilmesi için bize doğru ve uygun kalkış pistleri gerekiyordu. Bu pistlerden ilkini Beyşehir’de dönemin valisi Sayın Osman Aydın’ın ve Beyşehir Belediye Başkanı İzzet Taşçı’nın maddi ve ayni desteğiyle 2008 de başlayıp 2009 da bitirdik. Şimdi Beyşehir’de take-off ve ulaşım yolları olarak uluslar arası standartta bir kalkış pistimiz var. Geçen yılda bu pistte yerli ve yabancı katılımla bir festival düzenledik. Yine 2008 döneminde, bu konu için çok elverişli şartları taşıyan(bana göre)Karaman’da bulunan Karadağ’da, Sayın Valimiz Fatih Şahin, İl Özel İdare Genel Sekreteri Salih Baldız, İl Kültür Müdürü Cengiz Orta ve Karaman Halkının desteğiyle çok ciddi emekler sonunda biri güney(ana pist) bir de kuzey olmak üzere 2 pist açtık ve yollarını tamamladık. XC TURKEY PARAGLIDER CUP yarışmasının yapılacağı Karaman Karadağ Pisti de hazır durumda. 20 Eylül’deki bu organizasyon için yerli ve yabancı pilotları davet ettik Katılımcı sayısının kaç kişi olacağı önemli değil ama 80 yabancı 40 Türk maksimum 120 pilot konusunda Turizm Bakanlığı, Karaman Valiliği, Beyşehir Belediyesi, Isparta Valiliği ve Antalya Valiliği ile resmi sözleşme yapmış durumdayız. Bu sözleşme şunları kapsıyor; yurtdışından gelecek pilotların Türkiye’de bulundukları sürece ulaşımları, transportları, uçuş sonrası toplanmaları, güvenliklerinin sağlanması ve konaklamalarının mümkün olabilecek en iyi seviyede karşılanması… Son yıllarda gözlemlediğim kadarıyla yapılan organizasyonlarda bu hizmetler çok ilkel şartlarda yapılmaya çalışılıyor. Konaklama, ulaşım, yeme içme, konfor vb. konularda bu sporu yapanlar yani bizler çok daha iyi hizmetleri hak ediyoruz, diye düşünüyorum.

-Kastettiğiniz Türkiye’deki organizasyonlar mı? -Türkiye’deki organizasyonların tamamı ve yurtdışındakilerin pek çoğu için şartlar böyle, diyebilirim. XC TURKEY için sadece yeme içme ve konaklama standartlarından bahsetmiyoruz tabi. Mesela iki kara bir de hava ambulansının hazır bulundurulması konusu resmi sözleşmeyle karara bağlandı. Sivil savunma ekiplerinin olası durumlar için hazır bulunması konusunda “olur” alındı. Şunu belirtmeliyim ki; bu sözleşmede muhatap 3. şahıslar değil Türkiye Cumhuriyeti Kurumlarıdır, bu detay çok önemli… Organizasyonu ilk kez bu yıl 5-9 Mayıs itibariyle test ettik gayet güzel “feedbackler” aldık. Isparta Valimiz bu teste katılan sporcularımızı valilik kapısında elinde gül lokumuyla karşılayarak ilgilendi. Karaman, Isparta, Antalya İl Kültür Müdürlükleri yine aynı şekilde… -Bu hayalinizi gerçeğe çevirmek için bazı kurumların kapısını çalmaya başlayarak yola çıktınız sanırım. Başlarda çaldığınız kapılardan ne gibi tepkiler ve yorumlar geldi, nasıl karşılandınız? -2007 yılı sonlarıydı o dönemlerde tanıdığım Konya Valisi Osman Aydın’la bu konuyu konuştuğumuzda Beyşehir çalışması ortaya çıktı. Sonrasında sayın valimizin Nevşehir Valiliğine atanmasıyla Kapadokya bölgesinde bir çalışma gerçekleştirdik, Göreme bölgesinin ilk yamaç paraşütü uçuşlarını yaptık. Sonra Konya Valisi Aydın Nezih Doğan’la projeyi paylaştık 2008-2009 döneminde Karaman Valisi Fatih Şahin’in katkısıyla Karaman Bölgesindeki çalışmalara başladık. Fatih Şahin son derece vizyonlu bir insan ve bu çalışmanın sonuçlarının bölgeye çok iyi geri dönüşleri olacağına kanaat getirdi. Karaman Valiliğinin bütün birimlerinin desteğiyle bana göre parayla yapılması mümkün olmayacak bir take off yapıldıı. Oraya gelip yapılan çalışmaları görecek olanlar, yetkililerin inanarak ellerini taşın altına nasıl soktuklarına şahit olacaklar. Biz de her fırsatta hatta belki uygun olmayan havalarda bile bölgenin potansiyelini anlamak test uçuşları yaptık. Bu şartlarda bile 79 km mesafe uçuşu oldu. -Peki organizasyon yönü hariç bu yarışmanın yamaç paraşütü sporu açısından detayları biraz açabilir misiniz? -Tabi memnuniyetle! Bu bölge termik aktiviteleri açısından çok verimli bir bölge, tecrübesi bu bölgede uçmaya uygun, yani tecrübesinin bir nevi referansı olan, uçuş saati eğitmen bilgisinde pilotlar açısından çok güzel şeyler vaat ediyor. Yarışma FAI-CAT2 kategorisinde bir “turn point” sonrasında “open distance- uzun mesafe uçuş” konseptinde olacak. 20 Eylül’ü takip eden ilk 4-5 gün içerisinde yarışmayı Karaman’da tamamlamayı planlıyoruz. Biliyorsunuz birisi +200 yaparsa bu Türkiye için mesafe rekoru olacak. Bölge için son 2 yılın hava durumu raporlarını aldık değerlendirdik, bölge yapısının ve koşullarının bu işi yapmaya çok uygun olduğunu gözlemledik bu yüzden böyle bir rekorun bu yarışmada kırılacağına inanıyorum ben çünkü bölgenin gerçekten bu potansiyeli mevcut. Bu mesafenin bu bölgede bir Türk pilot tarafından uçulmasını çok arzu ediyorum ve bunun içinde çok tatmin edici bir ödül belirledik. Yinede “Önce güvenlik” tabiî ki… Birleri +200 kıracak diye riskli bir havada task kararı almayı da düşünmüyoruz! Onu da belirtmeliyim.

-Ben XC TURKEY’in birkaç ili kapsayıp deniz kıyısında son bulan yapısı yüzünden Redbull X Alps benzeri bir yarışma olacağını düşünmüştüm. Bu tarz; “zamana karşı bir bölgeyi kat etme” yarışması değil o zaman. -Hayır X Alps’le bir benzerliği yok. Bizim amacımız mümkün olduğunca uçuş ve bunu destekleyen kültürel ve sanatsal etkinliklerle Türkiye’deki yamaç paraşütünü tanıtmak için kullanmaktır. Yarışmayı Karaman’da tamamlamayı düşünüyoruz belki hava koşulları ile ilgili bir sıkıntı olursa Beyşehir kalan kısmı için alternatif bölgemiz olarak hazırda bekliyor. Geri kalan günlerde Beyşehir, bir gün Isparta, final ve ödül törenini de Cumhurbaşkanımızın başta olduğu bir protokolün davetli olduğu bir organizasyonla Antalya Kemer bölgesinde yapmayı planlıyoruz. Bu kısmı önemli çünkü bu final-ödül töreni bir seremoni şeklinde olacak. Yerli ve yabancı basının izleyeceği GÖKYÜZÜNDE İLAHİ adında bir sanatsal etkinlik planlıyoruz. Bu benim noterden tasdikli, ilgili yasalarca korunan çok önem verdiğim bir projem. Bu projenin içeriğini de yeri gelmişken biraz açmak istiyorum: Bu etkinlik; gökyüzünde tandem uçuş sırasında çalınabilecek enstrümanların kullanılacağı bir müzik etkinliği. Profesyonel müzisyenlerin bu sunumuna yamaç paraşütleri aracı olacak. Bu profesyoneller müzisyenlerin bir kısmı belli, bir kısmı da önümüzdeki aylarda belli olacak. Belli olanlar için uçuşlar ve TRT tarafından çekimler yapıldı. Daha da netleşecek ama ilk yıl için belli olan konsept; özgürlük, coşku, aşk ve bir anlamda uçuşla temalandırılacak olan Beethoven’in 9’ncu senfonisinin son kısmı ile Yunus Emre’nin “Aşkın aldın benden beni” eserleri uçuş sırasında çalınıp, TRT tarafından naklen yayınlanacak olmasıdır. -Kafamda çok oturtamadığım için biraz daha açmanızı isteyeceğim: 4-5 sanatçı organize bir tandem uçuşuyla bir konser mi verecek? Müzik aletlerinin bu şartlarda bir senkron içinde çalınıp, canlı yayında yayınlanması teknik olarak ne kadar yapılabilir bir şey? -Tabi açayım: Bir uçuşun bütününde bunu organize etmek pek mümkün değil ama uçuşun son kısmı için böyle bir canlı yayın düşünülüyor. Buna uygun şimdiye kadar çalıştığımız enstrümanlar; keman, ney ve bendir. Bunlar hem böyle bir ortamda çalınabilecekleri hem de saptanan eserlerin icrasına uygun oldukları için öncelikle seçildiler. Bu çalışma devlet sanatçıları tarafından icra edilecek. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası Şefi Orhan Şanlıel bu çalışmanın müziksel alt yapısını yapıyor. Kemanı aynı zamanda yamaç paraşütü pilotu Doğan Ozan Gedik çalacak, diğerleri de kendi alanında önemli isimler. Maksimum verim ve performans için düşündüğümüz bazı teknik detaylar var ama onları netleşmeden söylemeyi uygun bulmuyorum. -Müzisyenler için alıştıkları şartlarda bir müzik icrası olamayacak galiba:) müzisyen seçiminde yüksekten ve uçuştan korkmamak gibi bir ön şart var mıdır? -E tabi:)Şaka bir yana bunları yapma çabamız; sadece müzisyenlere değil herkese uçmanın güvenli bir şey olduğunu anlatmak zaten. Aslında bu gösteri daha geniş kapsamlı; İzleyinceye kadar benim için bir anlam ifade etmezdi ama semah gösterilerindeki dönüşü termik dönüşüyle birlikte hayal edince, Yunus Emre, 9’ncu senfoni gibi güçlü müzikler yamaç paraşütüyle bir araya geldiğinde, birbirini destekleyen güçlü sembolik ve görsel malzemeler olacaklar. “MUSİC ON AIR” dan yani bu çalışmadan beklentimiz bir konser kalitesinde akustik değil tabi ki... Bu, ister bir kısa film, ister bir video klip gibi düşünün, görsellikle beraber yürütülen; bizi, kültürümüzü ve yamaç paraşütünü, iç ve dış medyada, yazılı veya görsel basında anlatmak için tanıtım gücü yüksek bir çalışma olarak tasarlandı. Hali hazırda uçuşlar yapıp enstrümanlar çalınırken çekimleri yapıyoruz. Ney, keman ve bendir için bu çekimleri geçtiğim günlerde tamamladık şimdi montajları yapılıyor.

-Bu organizasyonun kültürel ve turistik sunumları ne olacak? -XC TURKEY’in kültürel boyutu daha çok Karaman Bölgesini kapsıyor. Bölgede volkanik bir dağ, bir krater, buralarda dolaşan vahşi atlar, buralara serpilmiş tam 1001 kilise gibi görülmesi gereken inanılmaz kültürel ve doğal zenginlikler var. Yerli ve yabancı ziyaretçiler için müthiş etkileyici bir zenginlik bu anlattıklarım. Beyşehir Bölgesinde de görülmesi gereken tarihi bir Hitit anıtı, Sümer Harabeleri, Eşrefoğlu gibi türünün çok özel bir örneği bir cami, Osmanlı döneminde 85000 altına yapılmış gecesi ve gündüzü ayrı çok güzel bir taş köprü gibi önemli yerler var. Yani yamaç paraşütü diyince bu faaliyetin bir bölgeye tıkalı, sadece tepeye çıkıp aşağı uçmakla sınırlı olmasını istemiyoruz. Yerli ve yabancı pilotlar da bunu istemiyor. Onların burada bulundukları süre içinde kültürel ve turistik gezilerle bu güzelliklere tanıklık etmelerini istiyoruz.
Hava şartları yüzünden veya organizasyon gereği yarışma dışı boş geçecek günlerde katılan pilotlara turistik gezi,katılmayanlar için tepeye çıkış ve iniş bölgelerinden toplanma için transport sağlanacak; güvenlik komiserlerinin izni ile istedikleri gibi serbest uçuşlar da yapabilecekler. Hepimiz için uçmak öncelikli, ama inanıyorum ki uçuş kadar bu tarz geziler de katılımcıların ilgisini çekecek. Kapadokya, Ölüdeniz vs vs çok güzel çok özel yerlerimiz var bu bölgeler belli ölçülerde tanınıyor. Ama XC TURKEY için düşündüğümüz güzergahtaki yerler, çok zengin potansiyellerine rağmen yeterince tanınmıyor. XC TURKEY’in devamlılığıyla bunun hızla değişeceğini ümit ediyoruz. Mesela planlanan organizasyonun finali Antalya’da Kemer, Tahtali, Phaselis bölgesinde olacak. Antalya deniz-güneş-kum turizmi için bilinen bir yer. Ama Tahtalı bölgesinin yamaç paraşütü konusundaki (single veya tandem) çok şeyler vadeden potansiyelini, Kemer’i, Olimpos’u, Adrasan’ı anlatmamız gerek. Finalde mesela bu bölgede yapılacak 100 bin kişiyi çekebilecek bir “after parti” hedefliyoruz. Redbull X Alps’e bakarsanız onun finali Monaco’da yapılıyor. Monaco’nun bir tanıtıma ihtiyacı mı var? Yok! Ama yinede tanıtım için hiçbir fırsatı küçümseyip es geçmiyorlar. Bizim de Türkiye’ye daha fazla katma değer getirebilmek için bu çabaları her fırsatta değerlendirmemiz lazım. -Proje için gerekli olan maddi gereksinim için kurum sponsorlukları arayışlarınız var mı oldu mu? Bu ağır organizasyonun nasıl finanse ediliyor? -Katılacak olanların transfer, konaklama, retrieve vb ihtiyaçlarını karşılamak için, katılımcı illerin valilik ve il kültür müdürlükleri ile yaptığımız sözleşmelere bağlı ilgili makamların maddi ve ayni katkıları var, bu konuda hiçbir sıkıntımız yok. Katılacak sporculardan belli bir katılma bedeli alınacak. Ama bunlar bu ağır organizasyonun maddi yükü yanında yeterli kalmıyorlar. Kendi maddi imkanlarımızı da dahil ederek bu ilk XC TURKEY’in hayal ettiğimiz şekilde geçmesini sağlayacağız. Devam eden yıllarda devletin, sponsorların, değişik kurumların daha fazla katkısı ve katılımıyla çok daha iyi yarışma ve organizasyonlar yapmayı da ümit ediyorum. 
-Proje sizin çocuğunuz gibi sanırım. Bu çocuk hangi aşamaya vardığında hedeflediğiniz veya hayal ettiğiniz başarısına ulaşmış olacak? -Kesinlikle çok doğru ve güzel bir tabir: Bu proje bizim çocuğumuz. Hangi aşamaya vardığında başarılı sayacağımıza gelirsek; son iki yılda 4 ayrı il valiliğiyle anlaşmalar imzalanmış olunması bile bence başlangıç için önemli bir başarıdır. Ben projenin hayalini kurarken bu aşamaya 2012’de gelmeyi hayal ediyordum ama çok daha erken bu noktaya ulaştık. Hangi aşamaya geldiğinde bu projeyle iftihar eder gurur duyarım derseniz; "Türkiye’deki yamaç paraşütü yapan insan sayısı 20 binlere varıp, yurtdışından bu spor için yüz binlerce insan ülkeme geldiğinde, yamaç paraşütü sevdalısı biri olarak benim yaptıklarımın da bunda bir katkısı olduğuna inandığımda” derim. Burada hedeflediğimiz şey; yamaç paraşütünün yaygınlaştığı, güvenle yapıldığı, uçuş bölgelerinin artığı bir ortam ama bunun yanında; balon yelkenkanat, planör vb gibi bir sürü havacılık aktivitesiyle erken yaşlarda tanışılan bunların da yaygın ve güvenle yapıldığı bir Türkiye portresini görmeyi, bu yolda projeler oluştuğunu ve devletin bu projelerdeki desteğinin artığını da görmeyi istiyorum. Bu yıl XC TURKEY desteklenir seneye yepyeni bir hayalle yola çıkılan başka bir proje belki… Kapadokya’da balon uçurma fikri çıktığında insanlar gülmüş ama bugün dünyadaki en özel balon uçuşların-balon turizm yapıldığı yere sahibiz. Neden zeki ve çalışkan insanların olduğu Türkiye’nin dört bir yanında benzer veya farklı projeler olmasın? Çok güzel projeler var, devlet desteği, kurumların sponsorluklarının katkısıyla bunlar hayata çok rahat geçebilir. -Yani idarelerin ilgisi ve bu çabalarla Türkiye için güzel bir organizasyon güzel bir tanıtım yapılabilecek? -Çok sevdiğim bir hikayeyi anlatmak isterim: Ormanda yangın çıkmış. Fil, aslan, maymun, akla gelebilecek bütün orman hayvanları sonuçta yaşadıkları evi korumak kaygısıyla var güçleriyle yangına su taşıyorlar. Bakmışlar karınca da su taşımaya çalışıyor. “Ne yapıyorsun sen! Orman kocaman sen de bir karıncasın” demişler. Karınca da “Elimden gelen budur” demiş. Şimdi benim de elimden gelen budur. Türk havacılığı, yamaç paraşütü adına güzel bir şeyleri elimizden geldiği kadarıyla yapmaya çalışıyoruz. Diğer arkadaşların geliştirecekleri projelere, havacılık adına yapılacak başka etkinliklere de elimden geldiğince katkım olsun istiyorum. Bu camia bana göre özel bir camia ve herkesin bir diğerine katkıda bulunması gerekiyor. Eleştirmek gerçekten çok kolay bir şey ama bardağın dolu kısmını görebilirsek ancak Türkiye için, havacılık için yeni katma değerler yaratabiliriz. -XC TURKEY detayları fazla, karışık ve iyi bir organizasyonla altından kalkılabilecek zorlu bir proje olarak gözüküyor. Teknik veya organizasyonu yürüten kadro kaç kişi? -Teknik ekip olarak yaklaşık 12 kişi belirledik. Bu 12 kişi içinde benim dışında; meet direktor, task direktör, task komiserleri, retrieve ile ilgili görevliler ve tandem pilotları, spor hakemleri, Havacılık Federasyonu görevlileri ve gözlemcileri olacak. Bunların hepsi ve artı yedekleri de hazır. Adı geçmişken Türkiye Hava Sporları Genel Sekreteri Sayın Ozan Çetiner Bey’e teşekkür etmek istiyorum. Ozan Bey basın kökenli vizyonu son derece geniş bir insan. Kendisinin bu camia için bir şans olduğunu düşünüyorum.

-Yanlış mı düşünüyorum bilemiyorum ama uzun bir zaman ve geniş mekanlarda yürüyecek bu organizasyonda; MUSIC ON AIR, kültürel alanların gezilmesini görüntülemek, yarışma veya aktivitelerin yapılacağı alanların doğa güzelliklerinin aktarılabilmesi gibi konularda çok etkili bir görsel medya planlaması gerekiyor gibi. TRT bu aşama için mi konuya dahil oldu ve daha önemlisi belki biraz önyargı ama TRT bakış açısı bu havanın yeterince aktarılabilmesini sağlar mı? -Doğru düşünüyorsunuz; çok etkili bir görsel çalışmaya ihtiyacımız var. Bu projenin etaplarının banttan yayınlanması ve Finalin de canlı yayınlanması konusunda TRT ile bir anlaşma sağladık. Örneğin 5-9 mayıs tarihleri arasındaki test periyodunda TRT’de bizimle beraber aynı yerleri dolaşıp çekimler yaparak bir nebze kendini test etti. TRT çok büyük bir gemi sürekli kendisini yenilemesi gerektiğini kendisi de biliyor ve bunu da yapıyor ona inanıyorum. Bu yılkı anlaşmamız TRT ile ama belki de seneye başka bir ulusal kanalla olabilir bu konuda öyle bağlayıcı bir durum yok. -Yamaç paraşütü ve Türkiye diye bir alt başlıkta sormak istiyorum; Sizin gözünüzden Türkiye’de yamaç paraşütünün bulunduğu seviyeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? -Genelde yamaç paraşütü yapan insanlar eğitimli, akıllı, öngörüleri olan, ilgili oldukları alandaki teknik yönler hakkında bilgileri-birikimleri olan insanlar. Bu yönleriyle diğer sporları yapan insanlardan bence biraz ayrılıyor. Yamaç paraşütü ekonomik olarak da belli bir ekonomik güç gerektirdiği için diğer sporlardan ayrılan bir dal. Ciddi bir emek ve zaman istiyor. 2-3 yaşlarında bir çocuğun önüne plastik topu atarsanız futbola başladığını görürsünüz ama uçmak insanlar için çok uzun yıllar hatta insanlık tarihi boyunca bir ütopya olmuş, erişilmez olmuştur. Kapalı bir kabinde yapılmaması tamamen dışarıya açık olması yüzünden yamaç paraşütü; uçuş duygusunun çok yoğun yaşandığı bir aktivite, bir spor, keyifli bir havacılık dalıdır. Ama bu keyfin güvenlik ayağıyla ilgili birkaç şey söylemek lazım; Ne kadar risk aldığınızı bildiğiniz noktada yamaç paraşütüyle uçmakta çok risk yoktur. Ama, ne kadar risk aldığınızı bilmeden uçarsanız bu işin şakası olmadığını öğrenirsiniz. Otorite ve denetimlerin bu anlamda en kısa sürede oluşması, eğitimlerin, malzemelerin, eğitmenlerin denetlenmesi, uçuş bölgelerinin bir şekilde disiplin altına alınması;sağlık, ambulans, ilkyardım hizmeti gibi servislerin biran önce sağlanması gerekiyor. Burokrasisi biraz zaman alacak ama tanımlara, kurallara, otokontrole acilen ihtiyacımız var diye düşünüyorum.

-Bu yorumdan bugün bunların olmadığı anlamını mı çıkarabiliriz? -Aynen öyle isteyenin istediği şekilde istediği yerden uçabildiği bir ortam var. En azından Kaş, Fethiye vb gibi belli başlı bölgelerde bir kontrolünün olması gerekiyor bence. Ama bu kolluk kuvvetlerinin yapacağı bir kontrol değil tabiî ki. İşini bilen konuyla ilgili bir yapının yani federasyon bir kontrolü olması gerekiyor. -Bu nasıl yapılabilir? -Federasyon daha özerkliğine kavuşmuş değil bu yüzden bu uygulamalara başlayamıyor. Bir de yetkiler dağınık durumda. Mesela bu organizasyon FAI CAT2 kategorisinde Türkiye’de FAI’yi temsilen THK bulunuyor. THK yetkilerin bir kısmını federasyona devretmesi doğru bir yaklaşım olabilir. Federasyon özerkliğe ulaştığı zaman yapılacak iş çok karışık değil aslında; dünyada hangi standartlar uygulanıyorsa onların uygulanması ve denetlenmesi yeterli. Ama bilmemiz gereken geçen her günün bizim aleyhimizde olduğu. -Standartlar normalde tabandan gelen çözüm arayışı taleplerini karşılamak için oluşur-oluşturulur diye düşünüyorum. Bizde bu standartları talep edecek taban yeterince oluşmuş mu? Antalya bölgesinde yaşadığınız için buradan sormak istiyorum: Antalya’dan Kemer’e kadar 20 tane uçulabilir tepe vardır sanırım. Peki turizm sezonlarında 6 milyon, normalde de 1 milyon nüfusu olan Antalya’da 20 tane aktif uçan pilot var mıdır? -Söylediğiniz şey çok doğru evet belki pilot sayısı 20 den fazladır ama Antalya 1 milyon kişilik bir şehir. Türkiye’de hava sporlarının yaygınlaşması için öncelikle bahsettiğim önyargıların yıkılması gerekiyor. Aslında havacılığa ilgi var, soranlar, öğrenmek, uçmak isteyenler var. Aktivitelerin desteklenmesi, ekonomik olarak bu sporun maliyetini karşılayabilecek, zamanını bu işe ayırabilecek insanların da bu sporu yapması gerekir ki bu iş gelişebilsin. Bu alanı denetleyen kurumun da tüm yetkilerle donatılmış faal bir kurum olması gerekmektedir. Biz bu süreçte bu işi seven birileri olarak üzerimize düşen ne varsa onu yapmaya çalışıyoruz sadece. -Bir yamaç paraşütü pilotu olarak bu organizasyon yoğunluğunda uçmaya fırsat buluyor musunuz, diğer havacılık branşlarıyla bir ilgini var mı? -Motorlu veya motorsuz uçmanın yamaç paraşütü dışında diğer türlerini hiç denemedim, çok da ilgimi çekmiyor. Benim tercihim motorsuz hava aracı olan yamaç paraşütü ve bununla her türlü uçuşu gerçekten çok seviyorum. Yoğunluğa gelirsek; Sosyal bir yapım var ve kondisyon olarak kendimi boşlamamak adına Antalya’da 2000 üyesi olan bir spor salonuna gidiyorum. Buradaki pek çok arkadaşım da bu spora, yamaç paraşütüne ilgi duyuyor. Bu dönem daha çok XC TURKEY’e konsantreyim bu yüzden bırakın serbest uçuşu, talep edilen bu eğitimleri vermek için bile vakit bulamıyorum. -Organizasyonunuzun hayal ettiğiniz gibi gerçekleşmesini ve Türkiye adına çok ses getirmesini dilerim…

Murat Çakmak portreleri hariç fotoğraflar "Murat Çakmak Arşivinden" alınmıştır.
program hakkında daha detaylı bilgi için http://www.xcturkey.com
 |